
Rüzgâr Gibi Geçti
Amerika İç Savaşı'nın eşiğinde, Georgia'nın bereketli topraklarında yaşamaktadır. Genç, güzel ve başıboş bir zengin kızıdır; bölgenin tüm delikanlıların ilgi odağıdır. Fakat kalbi, melancolik bir düşünce adamına aşıktır. Ulaşılmaz aşkına yakınlaşmak için birtakım acele kararlar verir ve tam o gün savaş patlak verir. Yıllar süren kanlı çatışmalar, Güney'i altüst eder. Zenginlik kum gibi dağılır; mallar yok olur, yakınlar bir bir kaybedilir ve genç kadın, hayatta kalma mücadelesine tutunmak zorunda kalır. Ailesinin evini ayakta tutmak, açlıktan kurtulmak için elinden gelen her şeyi yapar; hatta evlenme kurallarını bile çiğner. Fakirlikten derin bir çukura düşer, sonra da inatçı iradesiyle yeniden zenginliğe tırmanır. Bu yükseliş yolculuğunda yanında tehlikeli karizmatik bir kumarbaz, bir savaş kahramanı ve bir hayatta kalma ustası vardır. İkisi de birbirine benzer; ikisi de kibirli, hırslı ve dirençli. Aralarındaki tutkulu, yıpratıcı ve acı verici ilişki, filmin kalbini oluşturur. O, gerçek sevgiyi çok geç fark eder. Zamanın destansı bir romanından beyaz perdeye uyarlanan bu klasik, savaşın yıktığı bir dünyada aşkın, kaybın ve dayanıklılığın unutulmaz bir portresini çizer.




